11 Temmuz 2009 Cumartesi

senartıbeneşitdeğildirbiz

seni anlatabilmeyi çok isterdim. çiçekli böcekli güllük gülistanlık şeyler yazabilmeyi de. aldanışlarımı yazmaktan, aptal yerine konulduğumu görmekten daha iyi. ama ben sadece yaşattıklarını yazabilirim ve elimden gelen bu. aynaya bakmayı denedin mi diyeceğim ama biliyorum sen gerçeklerden korkup 'evet, böyleyim.', 'tamam, kabul.' ve 'peki, telefonu kapatıyorum.' lara sığınırsın. bende oturup ağlardım. ağlamıyorum da. hiçbir zaman o 'tamam, kabul'den sonra 'peki, kendimi nasıl düzeltebilirim' sorusu gelmedi. falan falan. uzatmanın anlamı yok.

bizi üzen neyse burda bitsin mi?
bilmukabele.

09 Temmuz 2009 Perşembe

desem ki:

tuhaf bir yalnızlık bu, yalnız bir yaz gününde, yalnız sana uyuyor, yalnız sana uyanıyor, yalnız seni seviyorum şimdi..

08 Temmuz 2009 Çarşamba

Soru 1

tenime dokunmadığın bütün zamanlarda yalnızsın..
bunu görmeyi görmek çok mu zor?

03 Temmuz 2009 Cuma

ps:

yazdıklarımı gözden geçirdim de, okuyan biri varsa herhalde melankoliden öldüğümü falan düşünüyordur.. yok be, mutlu bir kızım ben, ortalığı çınlatan kahkahalar koyveriyorum en olmadık yerlerde hatta :)

02 Temmuz 2009 Perşembe

İstanbul -mu demiştik?-


seviyoor, sevmiyoor..
sevse de oluur, sevmese de..

'seninle istanbul' için yazdım bir sürü.. birinde kadıköy vardı ve senin kadıköyü sevmediğini öğrendim. kadıköy başlıbaşına bir şehir, görmeyi bilene.. onun sokaklarında dolaşmak, naneli dondurma yemek, orada seni öpmek, kaybolduğumuzu sanıp bir sokağı boydan boya yürüyüp denizi görmek var işin ucunda.. işin ucunda seni sevmek var.. sen kadıköyü sevmesen de olur, pek tabii beni de.

22 Haziran 2009 Pazartesi

MadWorldMadWorld

All around me are familiar faces 
Worn out places
Worn out faces
Bright and early for the daily races
Going no where
Going no where
Their tears are filling up their glasses
No expression
No expression
Hide my head I wanna drown my sorrow
No tomorrow
No tomorrow
And I find it kind of funny
I find it kind of sad
The dreams in which I'm dying are the best I've ever had

I find it hard to tell you
I find it hard to take
When people run in circles it's a very very
Mad world
Mad world
Children waiting for the day they feel good
Happy birthday
Happy birthday
And I feel the way that every child should
Sit and listen
Sit and listen
Went to school and I was very nervous
No one knew me
No one knew me
Hello teacher tell me what's my lesson
Look right through me
Look right through me
And I find it kind of funny
I find it kind of sad
The dreams in which I'm dying are the best I've ever had
I find it hard to tell you
I find it hard to take
When people run in circles its a very very
Mad world
Mad world
Illogical world
Mad world

18 Haziran 2009 Perşembe

Bu Günlerde..

kimseye ait değilim, kimseye sahip değilim. bir ay önceki korkularım buharlaşıp gitti. tuhaf bir dinginlik var üzerimde. düşününce ait ve sahip olmamanın korkunç bir şey olmadığını hatta yeri geldiğinde mükemmele yakın bir şey olduğunu fark ettim.

ait değilim, kısıtlanmak yok.
sahip değilim, kaybetmek yok.

canım ne isterse yapabilirim, kimi görmek istiyorsam görebilirim. istediğimi giyebilirim ve istediğim yere gidebilirim. sokakta kahkaha da atabilirim ağlaya da bilirim. ama en güzeli susabilirim. açıklamama özgürlüğümü son damlasına, zerresine kadar kullanabilirim ve sıkıldığım zaman "off, kapatıyorum" diyerek telefonu kapatabilirim.

özleyebilirim.
acı çekebilirim.
gülebilirim.
sarılabilirim.
koşabilirim.
kaçabilirim.

ve bu güzel.

bir gün sabah telefonda "kahvaltı yapalım mı?" diyen bir sesle uyanıp, bir sonraki gün hiç aranmaya sorulmayabilirim. ve "niye, niye lan, diye düşünmüyorum" diye düşünebilirim.

en en güzeli de, sokaklarda"modern zamanlarda aşk buharlaşıp uçmuş mudur, bu mudur?" diye bağırabilirim.

11 Haziran 2009 Perşembe

Ben.

kac geceye tasıdım seni
kucağımda ağlarken,
kac geceyi boyadım sabaha
ellerim kan icinde..
kac kere yara aldım kollarında,
yapamadım, kaçamadım..
kac güne uyandım sevginle,
-hatırladım-,
süzüldü gözyaslarım..
tutamadım..